Trump’ın göreve dönüşüyle birlikte art arda imzaladığı kararname paketleri ve Davos’taki agresif konuşması küresel siyaseti sarstı. Ancak uluslararası düzenin gerçek şok dalgası bambaşka bir yerden geldi: Çin’in Deepseek hamlesi. OpenAI ve Oracle’ın devasa yatırım ve altyapı projelerine rağmen Çin’in yeni yapay zekâ modeli, ABD borsalarında 1 trilyon doları aşan bir kayıpla karşılık buldu. Nvidia’nın %10, ASML’nin %11 değer kaybetmesi, Çin’in teknolojik rekabeti yalnızca yakalamadığını, ABD’nin stratejik kozlarını da zayıflattığını gösteriyor.
Bu tablo, yapay zekâ alanında yeni bir jeopolitik soğuk savaşın başlangıcı niteliğinde. Trump’ın “Stargate” adıyla lanse ettiği 500 milyar dolarlık veri merkezi projesi daha başlarken sekteye uğradı. ABD, küresel liderlik pozisyonunu hızla kaybettiği için yapay zekâyı ulusal güç unsuru hâline getirmeye çalışıyor. Fakat Çin’in bu beklenmedik hamlesi, teknolojik üstünlük yarışının eski nükleer rekabet dönemlerini andıran bir güvenlik denklemine dönüşeceğini işaret ediyor.
Dünya yapay zekânın insanlığa ne yapacağını tartışırken asıl gözden kaçırılan nokta şu: Yapay zekâ, devletlerin birbirine ne yapmasını mümkün kılacak? Soğuk Savaş jenerasyonunun nükleer silahlanma yarışında yaşadığını bugün yapay zekâ ekseninde yaşıyoruz. Bu kez silah kodlardan, algoritmalardan ve veri merkezlerinden oluşuyor.
Bu süreçte en kritik sorular bize de dönüyor: Türkiye bu rekabette nerede duruyor? Ne kadar hazırlıklıyız? Uluslararası güç mücadelesi yapay zekâ üzerinden yeniden şekillenirken, pozisyon almayan ülkeler sadece geride kalmayacak; küresel güvenlik mimarisinin pasif unsurları hâline gelecek.
Makalenin tamamını orijinal kaynağında okuyabilirsiniz:
Tam Metni Oku




