2025’in ilk çeyreğiyle birlikte küresel ekonomi, pandemi sonrası onarılmamış kırılganlıkların üzerine eklenen ticaret savaşları, jeopolitik gerilimler ve finansal piyasa şoklarıyla son yılların en riskli dönemine girmiş durumda. ABD’nin yeniden başlattığı kapsamlı gümrük tarifeleri, Çin ve Avrupa’nın misillemeleriyle küresel ticareti daraltırken stagflasyon riskini yeniden gündeme taşıyor. Finansal piyasalarda sert satışlar, hızla düşen faiz beklentileri ve artan kredi riski, krizin sadece ticaretle sınırlı olmadığını gösteriyor. Türkiye cephesinde ise eriyen rezervler, yüksek faiz baskısı ve artan kırılganlıklar küresel türbülansı daha da tehlikeli hale getiriyor. Bu süreçte Türkiye için hem fırsatlar hem de ciddi tehditler mevcut; ancak tablo, yapısal reformlar ve güven inşa edilmeden yönetilebilir görünmüyor.
Makalenin tamamı için:
Tam Metni Görüntüle




