Pandemi döneminden bu yana hızla büyüyen para arzı, yüksek faiz politikasıyla geçici olarak kontrol altında tutuluyor gibi görünse de yapısal riskler giderek artıyor. Düşük faiz döneminden farklı olarak bugün para, faiz nedeniyle tasarrufta tutuluyor ve enflasyon yaratmıyor. Ancak bu durum kalıcı değil. Faizler düşmeye başladığında M2 para arzında biriken devasa likidite hızla harekete geçerek yeniden güçlü bir talep enflasyonu yaratma potansiyeli taşıyor. Bu tablo, klasik bir kısır döngünün kapıda olduğuna işaret ediyor.
Diğer yandan Türkiye’nin net döviz rezervlerindeki yeniden başlayan erime, kırılganlığı artırıyor. Kısa vadeli carry trade girişleri hızla çıkışa dönerken, kur üzerindeki baskıyı dengelemek için Merkez Bankası yeniden doğrudan müdahalelere başvuruyor. Reel sektörün artan döviz açığı ve küresel finansal sistemde Japonya–ABD hattında yaşanan stratejik hamleler, bu dönemi daha da kritik hale getiriyor. FED faiz indirimlerine başlamadan önce yaşanabilecek yeni dalgalanmalar, özellikle gelişmekte olan ülkeler için ciddi riskler barındırıyor. Bu nedenle Türkiye’nin erken bir faiz indirimi yapması, M2 para arzının tetikleyeceği yeni bir enflasyon dalgasıyla son bir yılda elde edilen kazanımları hızla eritebilir.
Makalenin tamamı için:
Tam Metni Görüntüle




