Mart ayı başında Mısır Merkez Bankası’nın politika faizini 600 baz puan artırarak %27,25 seviyesine yükseltmesi ve eş zamanlı olarak resmi kurda yaklaşık %45’lik sert bir devalüasyona gitmesi, yalnızca Mısır ekonomisi açısından değil, bölge dengeleri açısından da kritik bir kırılma noktası oluşturdu. IMF ile yürütülen kredi anlaşması kapsamında dalgalı kura geçiş sürecinde atılan bu adımlar, ülkede uzun süredir kronik hale gelen döviz karaborsasını büyük ölçüde ortadan kaldırmayı hedefledi. Nitekim operasyon öncesinde karaborsada 60 Mısır lirasına kadar çıkan dolar kuru, alınan önlemler ve dış desteklerle 47 lira bandına kadar geri çekildi.
IMF öncülüğünde şekillenen bu programın en güçlü destekçisi ise Birleşik Arap Emirlikleri oldu. BAE’nin turizm, şehirleşme ve emlak projelerini kapsayan 35 milyar dolarlık yatırım taahhüdü ve sağlanan döviz girişleri, Mısır’ın kısa vadeli finansman sorunlarını hafifletirken programın kredibilitesini de güçlendirdi. Aralık 2022’de 3 milyar dolarla başlayan IMF anlaşmasının, Gazze savaşı ve Süveyş Kanalı gelirlerindeki sert düşüş nedeniyle 8 milyar dolara genişletilmesi, Mısır’ın içinde bulunduğu kırılganlığın boyutunu açıkça ortaya koyuyor.
Bu süreci Avrupa Birliği’nin 7,3 milyar euroluk kredi ve hibe paketinin izlemesi, Mısır’ın yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir tampon ülke olarak konumlandırıldığını gösteriyor. Göç baskısı, Sudan ve Libya kaynaklı sınır problemleri ve bölgesel istikrarsızlıklar nedeniyle AB açısından Mısır’ın ayakta tutulması stratejik bir zorunluluk haline gelmiş durumda. Dünya Bankası’nın hükümet programları ve özel sektör için planladığı toplam 6 milyar dolarlık kredi paketi ise bu uluslararası destek zincirinin son halkası niteliğinde.
500 milyar dolarlık GSYH hedefiyle Orta Doğu’nun üçüncü, Afrika’nın ise ikinci büyük ekonomisi konumuna yükselmesi beklenen Mısır, özellikle tekstil ve turizm sektörlerinde yapılan devalüasyon sonrası ciddi bir rekabet avantajı elde etti. Ucuzlayan işgücü ve maliyetler, ülkeyi fason üretim için cazip hale getirirken, bu durum hazır giyim ve konfeksiyon ihracatında önemli paya sahip Türkiye açısından orta vadede ciddi bir rekabet tehdidi oluşturuyor. Suudi Arabistan, BAE ve ABD ile uyumlu bir çizgide ilerleyen Mısır’ın bölgesel “üretim üssü” rolüne soyunması, yalnızca ekonomik değil, dış politika dengelerini de etkileme potansiyeline sahip.
Makalenin tamamı için:
Tam Metni Görüntüle




