ABD bankaları şüphelendiriyor

BUNA RAĞMEN BIRÇOK BÖLGESEL BANKANIN BILANÇOSUNDA BU BINALARA VERILEN KREDILER
HALA KRIZ ÖNCESI DEĞERLER ÜZERINDEN PIRIL PIRIL TAŞINIYOR.

Son dönemde ABD bankacılık sistemiyle ilgili kulislerde dolaşan iddialar ilk
bakışta abartılı komplo teorileri gibi duruyor. Bankalar yakında çökecek,
bilançolar makyajlı, mevduat güvende değil gibi başlıklar sosyal medyada hızla
yayılıyor. Meseleye biraz yakından bakınca bu söylemler çok abartılı da olsa
tamamen hayal ürününe de benzemiyor. Bazı yapısal kırılganlıklar artık kendini
çok fazla belli eder hale gelmiş durumda.

Özellikle ticari gayrimenkul cephesinde ciddi bir değer erimesi yaşanıyor.
Pandemiyle birlikte uzaktan çalışma kalıcı hale gelirken ABD’nin büyük
şehirlerindeki ofis binaları boşaldı ve kiralar düştü, satış fiyatları sert
geriledi.

Buna rağmen birçok bölgesel bankanın bilançosunda bu binalara verilen krediler
hala kriz öncesi değerler üzerinden pırıl pırıl taşınıyor. Hukuken mümkün olan
bazı muhasebe yöntemleri sayesinde, satılmadığı sürece zarar yokmuş gibi
davranılabiliyor.

Kağıt üzerinde sağlam görünen bu varlıkların, piyasada alıcı bulduğunda gerçek
değerinin çok daha düşük çıkması ise sistem için gecikmeli bir süper şok
potansiyeli barındırıyor.

Bir diğer tartışma konusu ise tabiki likidite tarafında. Resmi söylem,
mevduatların sigortalı olduğu ve sistemin 2023’teki bölgesel banka krizinden
sonra daha dayanıklı hale getirildiği yönünde. Ancak hukuki öncelik
sıralamalarına bakıldığında, bankalara acil borç veren bazı kurumların olası bir
iflasta sigorta fonundan ve mevduat sahiplerinden önce alacaklarını tahsil etme
hakkına sahip olduğu açıkça görülüyor. Bu da herkesin parası tamamen güvende
anlatısının kriz anında pratikte ne kadar geçerli olacağına dair soru işaretleri
doğuruyor.

Uzmanların dikkat çektiği bir başka nokta ise küçük ve orta ölçekli bankaların
ticari gayrimenkule büyük ölçüde bağımlı olması. Büyük bankalar portföylerini
daha fazla çeşitlendirmiş durumda. Buna karşılık birçok bölgesel banka toplam
kredilerinin önemli bir bölümünü ofis, alışveriş merkezi ve büyük işyeri
projelerine vermiş durumda.

Faizlerin yüksek seyrettiği, kiraların düştüğü ve yeniden finansmanın zorlaştığı
bir ortamda bu kredilerin çevrilememesi, bilançolarda bugün görünmeyen ama yarın
ortaya çıkabilecek ciddi delikler anlamına geliyor.

Bütün bunlar yarın sabah bankalar kapısına kilit vuracak demek değil elbette.
FED’in stres testleri ve düzenleyici çerçeve sistemin genel olarak ayakta
kalabilecek güçte olduğunu gösteriyor. Yine de son yıllarda yaşanan her finansal
sarsıntı en kırılgan halkaların nerede olduğunu ancak son anda ortaya
çıkardığından herkes olan bitenden illaki süpheleniyor.

Hal böyle olunca da 2008’de konut kredileri, 2023’te teknoloji bankaları ve
tahvil portföyleri konulu krizler henüz unutulmadığından “bir sonrakinin başlığı
ticari gayrimenkuller ve bölgesel bankalar olabilir mi?” diye ilgililer çok sık
düşünmeye başlamış durumda.

Özetle ortada bir çöküş kehanetinden çok çok önemli bir uyarı var. Bankacılık
sistemi kağıt üzerinde güçlü görünüyor olabilir ama ofis binalarının boşaldığı,
varlık değerlerinin düştüğü ve likidite kaynaklarının hukuki önceliklerle
kilitlendiği bir dünyada, bilançoların ne kadarının gerçek, ne kadarının
ertelenmiş sorunlardan oluştuğu sorusu giderek daha yüksek sesle soruluyor.

Bu soruyu ciddiye almak, paniğe kapılmaktan çok daha rasyonel bir tutum.

Abd levent ışık [https://www.elipshaber.com/haberleri/makale/abd-levent-isik] https://www.elipshaber.com/abd-bankalari-suphelendiriyor