ABD seçimlerinin yaklaşması, özellikle kırılgan ekonomilere sahip ülkeler için büyük bir belirsizlik yaratıyor. Trump’ın yeniden seçilmesi halinde planladığı agresif gümrük vergileri, küresel ticareti sarsarak Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde sermaye çıkışı, kur baskısı, yüksek faiz ihtiyacı ve sanayide daralma risklerini gündeme getiriyor. Buna karşılık Harris’in kazanması, FED’in faiz indirimlerini hızlandırarak Türkiye’ye güçlü bir sıcak para akışı, borsada değerlenme ve yatırım ortamında iyileşme potansiyeli yaratabilir. Ancak Demokrat yönetimin Türkiye’nin dış politika yaklaşımına duyduğu rahatsızlık, siyasi ve stratejik ilişkilerde yeni sorunlar doğurabilir.
Her iki senaryonun da ciddi riskleri bulunuyor: Trump döneminin agresif dış politikası ve geçmiş krizlerin yarattığı travma, Harris döneminde ise diplomatik gerilimler Türkiye için zorlayıcı olabilir. Sonuç olarak, küresel dengelerin kırılgan olduğu böyle bir dönemde Türkiye’nin ekonomik ve siyasi olarak her iki ihtimale karşı da hazırlıklı olması gerekiyor.
Makalenin tamamı için:
Tam Metni Oku




