Avrupa karanlık çağını yaşarken Orta Asya’da İbn-i Sina ve Biruni gibi dehaların bilimsel mektuplaşmaları, bilimin doğru ekosistemle nasıl sıçrama yaptığının en net göstergesidir. Bu başarıların arkasında, yöneticilerin bilime verdiği kurumsal destek ve kütüphanelerle inşa edilen erken dönem üniversite sistemleri vardı. Bugün ise sayısı 200’ü aşan üniversitelerimize rağmen küresel ölçekte ses getiren bilimsel üretim son derece sınırlı. Bilim üretmeyen yükseköğretim sistemi; refah, güç ve ekonomik bağımsızlık üretemez. Üniversitelerin tekrar “bilim fabrikalarına” dönüştürülmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Makalenin tamamı için:
Tam Metni Görüntüle




