Bu yazı, Batı merkezli ekonomik düşüncenin temelini oluşturan neoliberal düzenin ve onun başkahramanı olan homo economicus anlayışının, bizim tarihsel, kültürel ve sosyolojik gerçekliğimizle neden örtüşmediğini sorguluyor. Sermayeyi merkeze alan bu sistemin, dünyayı adaletsizlik ve kriz döngülerine hapsettiği vurgulanırken; sermaye sahibi olmayan ülkelerin bu oyunda ya sömürülmeye ya da dışlanmaya mahkûm edildiği net biçimde ortaya konuyor. Buna karşılık çözümün, başkalarının doğrularını kopyalamakta değil; kendi değerlerimiz, avantajlarımız ve hedeflerimiz doğrultusunda deneysel, hatalardan ders alan ve zamanla olgunlaşan bir ekonomi anlayışı geliştirmekte olduğu savunuluyor. Ortodoks politikalar geçici bir soluklanma alanı sunabilir; ancak kalıcı çıkış, cesaretle denemekten ve kendi doğrularımızı aramaktan geçmektedir.
Makalenin tamamı için:
Tam Metni Görüntüle




