Türkiye’de faiz indirimi beklentisi, son PPK toplantısı sonrası verilen yumuşak mesajlarla hızla güçlendi. Oysa Merkez Bankası aylardır “kalıcı ve belirgin düşüş olmadan indirim yapmayacağız” diyordu. Buna rağmen enflasyon tahminlerinde %33’ü aşan bir sapma varken ton değişikliği, piyasada soru işaretlerini artırdı.
Sanayi üretimindeki zayıflama ve iş dünyasının baskısı faiz indirimini bir gereklilik haline getirse de, mevcut veri seti bu adımı desteklemiyor. Üstelik sıkı para politikasının yanında eş zamanlı olarak miktarsal genişleme yaşanması, enflasyonun aşağı gelmesini zorlaştırıyor. Kamu harcamalarında gerçek bir tasarruf yapılmaması, maliye politikalarının eksik kalması tabloyu daha da karmaşık hale getiriyor.
Bu şartlar altında en olası senaryo; Aralık ayında indirime gitmeyen, Ocak ayında ise “iki ay üst üste aylık enflasyon düşüşü” yakalanırsa 25 baz puanlık bir gevşeme adımı atan bir Merkez Bankası. Şubat ücret artışlarının etkisi Mart verisine yansıyınca, ücret kaynaklı enflasyon vurgusu artabilir. Bu süreçte MB muhtemelen küçük ve kontrollü adımlarla ilerlemeyi tercih edecek.
Ancak Aralık ayında erken bir indirim yapılırsa veya Ocak’a kadar aylık enflasyon düşüşü gerçekleşmezse, 15 aylık sıkılaşma dönemi kesintiye uğrayabilir ve ekonomi çok daha farklı bir patikaya savrulabilir. Böyle bir kırılma, hem yeni aktörlerin sahneye çıkacağı hem de politikaların yeniden şekilleneceği bambaşka bir dönemin başlangıcı olabilir.
Makalenin tamamını orijinal kaynağında okuyabilirsiniz:
Tam Metni Oku




