İslam hukukunun tarihsel gelişimi, her dönemin şartlarına göre aklı, ilmi ve istişareyi merkeze alan bir çözüm üretme geleneğine dayanıyordu. Ancak modern çağda fıkıh, hızla değişen bilimsel, teknolojik ve toplumsal gerçeklikten koparak dar bir yorum alanına sıkıştı. Yapay zekâ, binlerce yıllık fıkıh külliyatını; tarih, sosyoloji, siyaset ve fen bilimleriyle birlikte analiz edebilecek kapasitesiyle bu kopuşu onarma potansiyeli sunuyor. Doğru kurgulanmış bir yapay zekâ sistemi, mezhep temelli mantık örgülerini şeffaf biçimde modelleyerek çağın meselelerine tutarlı ve karşılaştırmalı fetvalar üretebilir; böylece dini bilginin yeniden akıl, ilim ve sorumluluk zemininde ele alınmasının önünü açabilir.
Makalenin tamamı için:
Tam Metni Görüntüle




