Tarım Ekonomisi

Pandemi sonrası küresel fiyat artışları, Rusya–Ukrayna Savaşı ve hızlanan iklim krizi, tarım ürünlerinde arz güvenliği sorununu dünyanın en kritik gündem maddelerinden biri haline getirdi. Özellikle Hindistan gibi büyük üretici ülkelerde yaşanan verim kayıpları ve ihracat kısıtlamaları, önümüzdeki beş yıllık dönemde gıda fiyatlarının yüksek seyretmeye devam edeceğine işaret ediyor. Nüfus artışı ve iklim merkezli senaryolar da bu tablonun geçici olmadığını net biçimde ortaya koyuyor.

Bu küresel çerçevede, 2022 itibarıyla yaklaşık 34 milyar dolarlık tarım ihracatı gerçekleştiren Türkiye’nin potansiyeli dikkat çekici bir noktada duruyor. Ekilebilir arazi oranında dünyada 12’nci sırada yer alan Türkiye, çok sayıda üründe ilk beş üretici arasında bulunmasına rağmen, ihracat performansı açısından potansiyelinin oldukça gerisinde kalıyor. Bu durum, tarımsal üretim gücünden ziyade sistemsel sorunların öne çıktığını gösteriyor.

Karşılaştırma için en çarpıcı örnek Hollanda’dır. Yüzölçümü ve tarım alanı son derece sınırlı olmasına rağmen Hollanda, 2022’de 122 milyar dolarlık tarım ihracatıyla dünyanın zirvesinde yer aldı. Tarımın ekonomi içindeki payı düşük olmasına rağmen, yüksek teknoloji, verimlilik, kooperatifleşme ve üniversite–devlet–çiftçi iş birliği sayesinde “yüksek katma değerli tarım” modeli oluşturmayı başardı. Wageningen Üniversitesi öncülüğünde geliştirilen bu sistem, üretimi bilimle, pazarlamayı organizasyonla ve finansmanı kooperatif bankacılığıyla entegre ediyor.

Türkiye açısından temel sorun; plansız üretim, zayıf kooperatif yapıları, aracılık zincirinin yarattığı fiyat baskısı ve üniversitelerin sahadan kopuk yapısı olarak öne çıkıyor. Oysa Hollanda örneği, yedi yıllık bütçelerle yapılan planlamanın, sıkı denetimli teşviklerin, açık artırma sistemlerinin ve sertifikasyonun tarımı nasıl küresel bir sanayiye dönüştürebileceğini net biçimde gösteriyor.

Bu tabloya bakıldığında, Türkiye’nin sahip olduğu iklim, toprak ve biyoçeşitlilik avantajlarıyla çok daha güçlü bir tarım ekonomisi kurması mümkündür. Bunun için uzun vadeli üretim planlaması, kooperatiflerin yeniden yapılandırılması, ziraat fakültelerinin uygulamalı merkezlere dönüştürülmesi, aracılık sisteminin tasfiyesi ve tarım teknolojilerine yönelik girişim ekosisteminin güçlendirilmesi şarttır. Son dönemde tarımsal üretim planlamasına yönelik yönetmelik hazırlıkları, doğru yönde atılmış ilk adımlar olarak okunmalıdır.

Makalenin tamamı için:
Tam Metni Görüntüle

Leave A Comment