Umarım Aralık Ayında Olmaz

Aralık ayı finansal riskleri

Türkiye ekonomisi yeniden kritik bir dönemece giriyor. Faiz indiriminin Aralık ayına çekilme ihtimali, 16 aydır sürdürülen sıkı para politikasının kazanımlarını riske atabilecek bir adım olarak görülüyor. Katma değerli üretimde başarısızlık, Ar-Ge eksikliği, nitelikli insan gücü kaybı ve rekabet ortamının zayıflığı Türkiye’yi kronik bir “iktisadi hapishaneye” mahkûm etmiş durumda. Bu nedenle ekonomi sürekli kısa vadeli çözümler, sıcak para akışı ve yüksek faize dayalı geçici politikalarla ayakta tutulmaya çalışılıyor.

Gerçek sorun uzun vadeli üretim dönüşümünün gerçekleşmemesi. Yıllardır teknoloji, inovasyon, markalaşma ve beşeri sermaye yatırımının ihmal edilmesi, ekonomiyi borçlanmaya bağımlı bir döngüye soktu. Sektörler düşük işçilik maliyetine tutunarak rekabet etmeye çalışırken diğer ülkeler ileri teknoloji üretimine geçti ve oyun sahası tamamen değişti.

Bugün tartışılan faiz indirimi, yalnızca para politikası meselesi değil; toplumun enflasyon beklentilerinin nasıl yönetileceği sorusu. Halk enflasyonun düşeceğine ikna olmadan yapılacak erken bir gevşeme, para arzını hızla hareketlendirebilir ve çok daha sert bir enflasyon dalgası yaratabilir. Bu risk, Türkiye’nin tarihsel olarak defalarca deneyimlediği bir kısır döngünün başlangıcı olabilir.

Ekonomik model değişmediği sürece kısa vadeli çözümler kaçınılmaz olarak yeni sorunlar üretiyor. Umut, faiz indiriminin veri oluşmadan Aralık ayında değil, en azından Ocak ayında ve daha güçlü bir beklenti yönetimi eşliğinde yapılmasında. Aksi hâlde enflasyonla mücadelede gelinen noktanın büyük bölümü heba olabilir.

Makalenin tamamını orijinal kaynağında okuyabilirsiniz:
Tam Metni Oku