Ya Bismarck Ya Hitler

Almanya yeniden silahlanma, Bismarck Hitler ikilemi ve Avrupa güvenliği

Donald Trump’ın geleneksel diplomasi kurallarını yok sayan açıklamaları ve Avrupa liderlerine yönelik tehditkâr üslubu, kıtada derin bir güvenlik paniği yarattı. “Biz sizi koruyoruz, ödeme yapmazsanız korumayı bırakırız” söylemi ile NATO dengelerini altüst eden yaklaşım, özellikle Ukrayna’nın Rusya karşısında yalnız bırakılmasıyla birleşince Avrupa’nın güvenlik algısını kökünden sarstı. Bu atmosfer yalnızca savunma harcamalarının hızla artmasına yol açmıyor; aynı zamanda Almanya’nın yeniden büyük bir orduya sahip olma ihtimalini gündeme taşıyor.

Tam da bu nokta, tarihin acı hafızasını tetikliyor. Almanya’nın güçlü bir orduya kavuşması, tarihsel olarak iki sonuç üretmiştir: Ya bir Bismarck doğmuştur ya da bir Hitler. İkisi de Avrupa’yı ve dünyayı felakete sürüklemiştir. Bugün yabancı karşıtlığının yükseldiği, Rusya tehdidinin güçlendiği, Avrupa’nın siyasi olarak bölündüğü bir dönemde Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinin yeniden ağır silahlanma sürecine girmesi dünya çapında risk yaratıyor.

Pentagon ise bu tabloyu ABD lehine bir fırsat olarak görüyor. ABD, doğrudan savaşın bir tarafı olmadan önce silah sanayisi, sonra olası bir sıcak çatışmanın yaratacağı ekonomik sıçrama sayesinde ciddi kazançlar elde edebilir. Hatta sıcak savaş çıkmasa bile ikinci bir soğuk savaş senaryosu bile ABD için devasa ekonomik getiri anlamına geliyor.

Avrupa’nın silahlanması; Almanya–Fransa arasında yeniden liderlik rekabeti doğurabilir. Bu kez tablo daha tehlikeli çünkü Çin, askeri güçle değil sanayi ve teknoloji kapasitesiyle oyuna dahil olabilecek durumda.

Sonuç olarak dünya; büyük güçlerin ekonomik, askeri ve jeopolitik hesaplarının kesiştiği son derece riskli bir dönemeçte duruyor. Yanlış bir adım, yalnızca Avrupa’yı değil tüm dünyayı yeni bir küresel çatışma döngüsüne sürükleyebilir.

Makalenin tamamını orijinal kaynağında okuyabilirsiniz:
Tam Metni Oku