Bu yazı, iktisat tarihinde belirli coğrafyaların kendi sosyolojik, kültürel ve siyasal gerçekliklerinden doğan ekollerin nasıl dünya ekonomisini şekillendirdiğini hatırlatarak başlıyor. Avusturya, Chicago, Freiburg ve Virginia okulları örnekleri üzerinden; güçlü iktisadi teorilerin üniversiteler, akademisyenler ve ortak metodolojik çerçeveler etrafında nasıl oluştuğu net biçimde ortaya konuyor. Ardından Türkiye’nin yüz yıllık iktisadi serüveninde, tüm özgün jeopolitik ve tarihsel girdilere rağmen neden kendi ihtiyaçlarına uygun bir iktisat ekolü geliştiremediği sorgulanıyor. Akademinin büyük ölçüde Batı merkezli teorileri tekrar eden, üretkenlikten uzak ve kısır bir döngüye sıkıştığı eleştirisi yapılırken; mevcut iktisat eğitiminin gençleri ileriye değil, bir asır öncesinin tartışmalarına taşıdığı vurgulanıyor. Yazı, bu çıkmazdan kurtuluşun; Türkiye’nin kendi gerçeklerinden beslenen, deneyselci, özgün ve iddialı bir teorik çerçeve inşa etmesiyle mümkün olacağını savunuyor ve bu hedefi “Yeni Türk İktisat Okulu” kavramıyla somutlaştırıyor.
Makalenin tamamı için:
Tam Metni Görüntüle




