2025, küresel ekonomi için belki de son yılların en sert sınavı olmaya hazırlanıyor. ABD’nin hem sert gücünü hem de yumuşak gücünü taşıyan en önemli endüstrilerinden biri olan Hollywood’un yaşadığı ağır yıkım, ekonomide zaten biriken devasa sorunları daha görünür hâle getirdi. Yaklaşık 300 milyar doları bulan zarar, 2023’teki bankacılık krizinin açtığı 750 milyar dolarlık tahvil zararına eklenince, Amerika Birleşik Devletleri’nin ekonomik yapısındaki kırılganlık artık gizlenemez durumda.
ABD hükümetinin durmaksızın artan borçlanması, 10 yıllık tahvillerde yükselen faiz maliyetlerini taşınamaz bir noktaya getirdi. Dot-com döneminden bu yana her krizi parasal genişleme ile öteleyen ABD ekonomisi, 1 trilyon doların altındaki M1 para arzını bugün 18 trilyon doların üzerine çıkardı. Bu devasa genişleme tüm dünyaya enflasyon olarak ihraç edilirken, ABD’nin 36 trilyon dolara ulaşan borcunun geri ödenebilirliği neredeyse imkânsız hâle geldi.
Trump ise yaklaşan seçim sürecinde ABD’nin uçurumun kenarında olduğunu söyleyerek radikal hamleler vaat ederken, diğer yandan küresel güç odakları yeni stratejik hamlelerine devam ediyor. Kötü senaryoların birbirini kovaladığı bu tabloda jeopolitik riskler, ekonomik kırılganlıklar ve sosyal gerilimler iç içe geçmiş durumda.
Türkiye açısından ise bu süreç kritik bir eşik. Dünya böylesine sert bir döneme girerken ülkenin sağlam bir ekonomik pozisyon alması, topluma durumun ciddiyetinin aktarılması ve dış şoklara karşı hazırlıklı olunması hayati önem taşıyor. 2025 yalnızca zorlu olmayacak; küresel güç dengeleri açısından dönüştürücü bir yıl olacak.
Makalenin tamamını orijinal kaynağında okuyabilirsiniz:
Tam Metni Oku




